Danıştay Yedinci Daire
Veraset ve intikal Vergisi beyannamesinin, Vergi Usul Kanunu'nun 342. maddesine göre vergi dairesince 15 günlük yeni bir sur verilmeden verilmesi durumunda vergi ziyaından söz edilemez. İstemin Özeti: 21.01.1989 tarihinde vefat eden ........'dan intikal eden gayrimenkuller nedeniyle süresinden sonra ek olarak verilen veraset ve intikal vergisi beyannamesi üzerine tarh edilen veraset ve intikal vergisi ile kesilen, kaçakçılık cezasının kaldırılması istemiyle açılan davayı; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 378. maddesine göre, mükelleflerin beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamayacakları, bu kanunun vergi hatalarına ilişkin hükümlerinin mahfuz olduğu, sözkonusu kanunun 116. maddesinde, vergi hatasının tanımının yapıldığı, 342. maddesinde de, ikinci ek süre içinde beyanname verilmesi halinde vergi ziyaının olmamış sayılacağının hükme bağlandığı, olayda, veraseten intikal eden gayrimenkuller nedeniyle 27.10.1989 tarihinde tebliğ edilen beyana çağrı yazısından ve ikinci ek süreden çok sonra 2.11.1989 tarihinde veraset ve intikal vergisi beyannamesinin verildiği, daha sonra 7.4.1995 tarihinde de, ek veraset ve intikal vergisi beyannamesinin verilerek, ilk beyannamede yer almayan gayrimenkul için 105.000.000 lira değer beyan edildiği ve uyuşmazlık konuşu tarhiyatın da bu değer üzerinden yapıldığının anlaşıldığı, davacılar tarafından; ek olarak beyan edilen gayrimenkulun rayiç bedelinde yanlışlık yapıldığı, emlak vergisi 1986 genel beyan dönemi için takdir edilen bedelin esas alınması gerektiği, beyanda vergi halası bulunduğu iddia edilmiş ise de, sözkonusu taşınmazın davacıların kendi imzaları ile ihtiraz! kayıtsız verdikleri veraset ve intikal vergisi beyannamesi ile beyan edildiği, bu hususun 213 sayılı Kanunun 116, 117 ve 118. maddelerinde öngörülen hata kapsamında da bulunmadığı, öte yandan emlak vergisi ve veraset ve intikal vergisi uygulamalarında kontrol sistemi olan asgari metrekare birim değerlerin en az tutarı belirlediği, bu tutarın üstünde beyanname vermeyi engelleyen herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu nedenle vergi aslına yönelik soyut nitelikteki iddialarda isabet olmadığı, cezaya gelince; uyuşmazlık konuşu tarhiyatın idarece başka bir incelemeye gerek kalmaksızın, varislerce verilen veraset ve intikal vergisi beyannamesinde beyan edilen matrah üzerinden yapılmış bulunması nedeniyle kaçakçılık cezası yerine kusur cezası kesilmesi icap ettiği gerekçesiyle davayı kısmen kabul ederek, cezalı tarhiyatı tadilen onayan Vergi Mahkemesinin kararının; davacılar tarafından; murislerince verilen emlak vergisi 1986 genel beyan döneminde sözkonusu gayrimenkulun 2.500.000 lira değerinde beyan edildiği, kendileri tarafından verilmeyen veraset ve intikal vergisi beyannamesinde, aynı gayrimenkulun 10.500.000 lira beyan edilmesinin fahiş bir hata oldüğü, bu durumun matrah hatasını teşkil ettiği, aksi gerekçeyle verilen kararda isabet bulunmadığı, vergi dairesince ise; davacıların kasden vergi ziyaına sebebiyet verdikleri için kesilen kaçakçılık cezasının yemde olduğu ileri sürülerek ceza yönünden bozulması istenilmektedir. Karar: Davacıların temyiz dilekçesinde ileri sürüldüğü iddialar, vergi aslı yönünden mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi, kararın bu kısminin onanması gerekmektedir. Cezaya gelince: 7338 sayılı Veraset ve intikal Vergisi Kanununun 9. maddesinde; veraset tarikiyle vuku bulan intikallerde, ölüm tarihini takibeden dört ay içinde beyannamenin verileceği, veraset ve intikal vergisinde ek süre verilmesine ilişkin 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 342. maddesinde; veraset ve intikal vergisine ilişkin mükellefiyetlerde tahakkuk muamelesi yapılmak için beyanname verme süresinin sonundan başlayarak 15 gün bekleneceği, beyannamenin bu süre içinde verilmesi halinde vergi ziyaının olmamış sayılacağı, ayrıca mükellefe tebliğ edilmek şartı ile yeniden 15 günlük bir mühlet verileceği ve bu hususta da yukarıdaki hükmün cari olacağı hükmüne yer verilmiş olup, aynı Kanunun 348. maddesinde de; kusur, kaçakçılık ve ağır kusur sayılan haller dışında herhangi bir suretle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi olarak tanımlanmıştır, 213 sayılı Kanunun yukarıda yazılan 342. maddesinde; mükellefe tebliğ edilmek şartı ile yeniden tanınacak 15 günlük süre içinde beyanname verilmesi halinde, vergi ziyaının olmamış sayılacağı hüküm altına alınmakla, veraset ve intikal vergisinde ziyaa uğrayan vergiden söz edebilmek için, tebliğ edilmek şartı ile idarenin beyana davetine ve verilen sürelere rağmen, veraset ve intikal vergisi beyannamesinin verilmemiş olması gerekmektedir. Yoksa, vergi dairesince onbeş günlük yeni bir süre daha verilmeden beyannamenin verilmesi durumunda, vergi ziyaından söz edilmesine imkan bulunmamaktadır. Dosyanın incelenmesinden; 21.1.1989 tarihinde vefat eden muristen intikal eden gayrimenkuller nedeniyle 27.10.1989 tarihinde tebliğ edilen beyana çağrı yazısından sonra 2.11.1989 tarihinde verilen veraset ve intikal vergisi beyannamesine ek olarak, 7.4.1995 tarihinde verilen beyannamede bildirilen gayrimenkul değeri esas alınmak suretiyle tarh edilen veraset ve intikal vergisinin üç katı tutarında kaçakçılık cezasının kesildiği, 2.11.1989 tarihli beyannamede gösterilmeyen gayrimenkul nedeniyle beyannamenin, idarece 213 sayılı Kanunun 342. maddesinde açıklandığı şekilde, onbeş günlük yeni bir süre daha tanınmadan varislerce verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda; olayda, ziyaa uğrayan vergi bulunmadığından, idarece kesilen kaçakçılık cezasının kaldırılması gerekirken, kusur cezasına çevrilmesi suretiyle tadilen onanmasında isabet görülmemiştir. Karar: Açıklanan nedenle, yükümlü temyiz isteminin kısmen kabulüyle mahkeme kararının vergi cezasına ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına; vergi aslına ilişkin hüküm fıkrasının ise, onanmasına; vergi dairesi temyiz isteminin reddine; karar altına alınan miktar üzerinden binde 4,8 oranında ve 1.569.400 (Birmilyonbeşyüzaltmışdokuzbindörtyüz) liradan az olmamak üzere hesaplanacak nispi karar harcından, mahkemece karara bağlanan harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının davacılardan alınmasına; bozulan hüküm fıkrası ile ilgili olarak, mahkemece yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri de hüküm altına alınacağından, bu hususta ayrıca hüküm tesisine gerek bulunmadığına oybirliği ile karar verildi.