Okunma Sayısı : 784
   
Sizden Gelenler - SİGORTA PRİMLERİNDE ZAMANAŞIMI UYGULAMASI NASIL ANLAŞILMALI?
 
SİGORTA PRİMLERİNDE ZAMANAŞIMI UYGULAMASI NASIL ANLAŞILMALI?
 
                                                                                              Mahmut ÇOLAK
                                                                                              SGK Müfettişi
I-GENEL AÇIKLAMA
 
Bilindiği üzere zamanaşımı, kanunda belirtilen koşullarda, belirli bir zamanın geçmesiyle bir hakkı kazanma ya da bir sorumluluktan kurtulma durumunu ifade eder. Bir hak kazanma durumunda kazandırıcı zamanaşımı[1], bir sorumluluktan kurtulma durumunda ise düşürücü zamanaşımı[2] söz konusudur. Zamanaşımına uğramış bulunan bir borç tamamen ortadan kalkmamakta, yalnızca talep ve dava edilebilirlik niteliğini yitirmektedir. Zamanaşımına uğrayan alacağını isteyen alacaklı, borçlunun zamanaşımı def’i ile karşılaşacak ve alacağını tahsil edemeyecektir. Buna karşılık zamanaşımına uğrayan borcunu ödeyen borçlu ise sonradan ödediği şeyi geri isteyemeyecektir. Zamanaşımı bu nedenle hukuk öğretisinde eksik borçlar olarak nitelenen borçlar grubu arasında ele alınır.
 
506 sayılı Kanunun 80 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, işveren,  bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar ödemeye mecburdur. Bu çalışmamızda, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde geçerli olan zamanaşımı süreleri, tarihsel süreç içerisinde ve ayrıca 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu yönünden irdelenmeye çalışılacaktır.
 
II-YASAL DAYANAK
 
A) 506 Sayılı Kanun Açısından Prim Zamanaşımı (Madde 80)
 
a) 3917 Sayılı Yasa Öncesi Dönem
 
Amme Alacaklarının Tahsili Hakkındaki 6183 sayılı Kanunun 9 uncu, 12 nci, 27 nci ila 36 ncı,101 nci ve 103 ncü maddeleri Kurum alacakları hakkında da uygulanır.
 
b) 3917 Sayılı Yasa[3] Dönemi
 
Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 21.07.1953 tarih ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.
 
c) 4958 Sayılı Yasa[4] Dönemi
 
Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesi hariç, diğer maddeleri uygulanır.
 
d) 5198 Sayılı Yasa[5] Dönemi
 
Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 ve 102 nci maddeleri hariç diğer maddeleri uygulanır.
 
e) 5458 Sayılı Yasa[6] Dönemi
 
Kurumun, süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç diğer maddeleri uygulanır.
 
B) 5510 Sayılı Yasa[7] Açısından Prim Zamanaşımı (Madde 88)
 
Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır.
 
C) 6183 Sayılı Yasa Açısından Zamanaşımı (Madde 102)
Tahsil zamanaşımı
Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlardaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur. Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur.
D) 818 Sayılı Yasa Açısından Zamanaşımı (Madde 125)
 
III-ZAMANAŞIMI UYGULAMALARI
 
-08.12.1993 tarihinden sonraki prim ve diğer alacaklar için zamanaşımı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıldır.
 
-08.12.1993 tarihinden önceki ve 06.07.2004 tarihinden sonraki prim ve diğer alacaklar için zamanaşımı, muacceliyet kesbettiği tarihten başlanarak 10 yıldır.
 
3917 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceye ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacak hakkı, Borçlar Kanunu Madde 125’te öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Giderek zamanaşımının başlangıç tarihi ise yine aynı Kanunun Madde 128 gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Madde 132 ve ardından gelen maddeler de burada aynen geçerlidir.
 
Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağını düzenleyen 506/80 maddede 3917 sayılı Yasa ile değişikliği, 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, bu tarihten önceki alacaklara BK/125. maddedeki on yıllık zamanaşımının, 08.12.1993 tarihinden sonraki alacaklara ise AATUHK/102. maddedeki beş yıllık zamanaşımının uygulanması gerekir.[8]
 
IV-ZAMANAŞIMININ KESİLMESİ
 
6183 sayılı Yasanın 103 üncü maddesi, zamanaşımının kesilmesi koşullarını hükme bağlamaktadır. Amme alacağı için zamanaşımı işlemeye başladıktan sonra madde de sıralanan 11 işlemden en az birinin gerçekleşmesi durumunda o güne dek işlemiş olan zamanaşımı etkisini yitirecektir.
 
Zamanaşımı madde de sıralanan nedenlerle kesildikten sonra, kesilmenin rastladığı takvim yılını izleyen takvim yılı başından itibaren yeniden işlemeye başlar.
 
Zamanaşımının Kesildiği Haller
 
1- Ödeme
 
6183 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesi uyarınca, alacaklı tahsil dairesinin yetkili memurlarına makbuz karşılığı borcun bir bölümünün ödenmesi durumunda ödendiği tarih itibariyle zamanaşımı kesilir. 41 inci maddeye göre münakale emri ile ödenecek, paranın tahsil dairesinin hesabına geçtiği gün ödeme yapılmış sayılır ve zamanaşımı kesilir.
 
Çek veya münakale emrinin herhangi bir nedenle ödenmemesi durumunda amme alacaklısının borçluya rücu hakkı saklıdır. Bu durumda zamanaşımı kesilmez.
 
2- Haciz Uygulanması
 
Amme borçlusuna karşı haciz uygulanması da zamanaşımını keser. Madde de belirtilen haciz kesin hacizdir. İhtiyati haciz uygulamasıyla zamanaşımı kesilmez. Zamanaşımı, ancak kesinleşen bir amme alacağı için söz konusu olacağından dolayı böyle bir alacağın tahsili için uygulanacak haciz kesin hacizdir.
 
Kanunun 64 üncü maddesi hükmüne uygun olarak düzenlenen haciz varakası, zamanaşımının kesilmesine tek başına yeterli değildir. Alınmış olan haciz kararı uygulanmalıdır ki zamanaşımı kesilsin.
 
3- Cebren Tahsil ve Takip Muameleleri Soncunda Yapılan Tahsilat
 
Cebren tahsil ve şekillerini düzenleyen 54 üncü madde uyarınca gösterilen teminatın paraya çevrilmesi, kefilin takibi ve borçlunun iflasının istenmesi sonucu elde edilen tahsilat ile borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarının satılması sonucu elde edilen paralar zamanaşımını keser.
 
4- Ödeme Emri Tebliği
 
Amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 55 inci madde uyarınca tebliğ edilen ödeme emri de zamanaşımını keser.
 
5- Mal Bildirimi, Mal Edinme ve Mal Artmalarının Bildirilmesi
 
Kamu borçlusunun 59 uncu madde gereğince mal bildiriminde bulunması zamanaşımını kesme nedenidir. Borçlunun malının olup olmaması zamanaşımının kesilmesi bakımından önemli değildir. Zamanaşımının kesilmesi için borçlunun mal bildiriminde bulunması yeterlidir.
 
Ayrıca 61 inci madde hükmünce mal edinme ve mal artmalarını tahsil dairesine bildirilmesi de zamanaşımının kesilmesi için yeterlidir.
 
6- Yukarıdaki Sıralarda Gösterilen Muamelelerden Herhangi Birinin Kefile veya Yabancı Şahıs ve Kurumların Mümessillerine Takibi veya Bunlar Tarafından Yapılması
 
Zamanaşımının kesilmesi yönünden yukarıda sayılan 5 işlemden herhangi biri kefile, yabancı şahıs ve kurumun temsilcilerine uygulanması durumunda zamanaşımı kesilir.
 
Kanunun 3 üncü maddesine açıklanan borçlu terimi içinde yer aldıklarından dolayı, borçlular hakkında zamanaşımının kesilmesine neden olan her işlem, bunlar içinde geçerlidir.
 
7- İhtilaflı Amme Alacaklarında Yargı Organlarına Bozma Kararı Verilmesi
 
Uyuşmazlık durumunda, yargı organlarınca verilen bozma kararı da zamanaşımını kesen nedenler arasında sayılmaktadır.
 
Bozma kararının vergi yükümlüsüne veya vekiline tebliğ edilmesi zamanaşımının kesilmesi için yeterlidir.
 
Bozma kararında zamanaşımının başlangıcı, yeni vade gününün rastladığı takvim yılını izleyen takvim yılının ilk günüdür.
 
8- Amme Alacağının Teminata Bağlanması
 
Amme alacağının teminata bağlanması zamanaşımını kesme nedenleri arasında sayılmıştır. Amme alacağı teminata bağlandığı takdirde teminat para ise vezneye yatırılmalı, banka teminat mektubu ise teslim alınmalı, bono veya tahvil ise alınmalı ve taşınmaz mal ise haczolunmalıdır.
 
Amme alacağının teminata bağlanması durumunda zamanaşımının başlangıcı, teminatın kalktığı takvim yılını izleyen takvim yılının il günüdür.
 
9- Yargı Organlarınca Yürütmenin Durdurulmaması Kararı Verilmesi
 
Yargı organlarınca yürütmenin durdurulması kararının verilmesi zamanaşımını keser.
 
Yürütmenin durdurulması durumunda zamanaşımının başlangıcı, durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı takvim yılını izleyen takvim yılının ilk günüdür.
 
10- İki Kamu İdaresi Arasında Mevcut Bir Borç İçin Alacaklı Amme İdaresince Borçlu Amme İdaresine Borcun Ödenmesi İçin Yazı İle Başvurulması
 
Amme idareleri arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresince borçlu idareye yazı ile başvurularak alacağını istemesi zamanaşımını keser.
 
11- Amme Alacağının Özel Kanunlara Göre Ödenmek Üzere Müracaatta Bulunulması ve/veya Ödeme Planına Bağlanması
 
Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmesi için müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması da tahsil zamanaşımını keser.
 
Zamanaşımının durması hali ise, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 15 inci maddesinde düzenlenmiştir.
 
Mücbir sebebin ortaya çıktığı tarihte durur. Bu halin ortadan kalkması ile zamanaşımı kaldığı yerden devam eder. Örneğin durma süresi 3 yıl ise kalan 2 yıl ile 5 yıl olur
 
Kamu işyerleriyle yazışma yapılması zamanaşımını keser.
 
Zamanaşımının işlememesi hallerini düzenleyen 104 üncü maddedir. Aşağıda sıralanan üç sebebin varlığı halinde tahsil dairesince borçlu hakkında kovuşturma yapılamadığından dolayı zamanaşımı işlemeyecektir.
 
a) Borçlunun yabancı bir memlekette bulunması,
b) Borçlunun hileli iflas etmesi,
c) Borçlunun terekesinin tasfiye edilmesi,
 
Sıralanan sebepler ortadan kalktıktan sonra oluşan zamanaşımı kaldığı yerden işlemeye devam eder.
 
Zamanaşımının işlememesinin kesilmesinden farkı; zamanaşımının kesilmesinde, kesildiği yılı izleyen takvim yılı başından itibaren yeniden bir süre başlamasına karşın, zamanaşımının işlememesinde (durmasında) işleme nedeni ortadan kalktıktan sonra, durma öncesi süre, yeni işlemeye başlayan süreye eklenmekte ve zamanaşımı buna göre hesaplanmaktadır. Örneğin; 1996/Haziran ayına ait prim borcunu ödemeyen işveren 15.10.1997 tarihinde yurtdışına çıkmıştır. 1996 yılı Haziran ayı prim borcunu ödeme süresi 30.07.1996 yılında ödenmesi gerektiğinden dolayı amme alacağı için zamanaşımı 01.01.1997 tarihinde başlayacaktır. Borçlu dönünceye kadar zamanaşımı işlemeyecektir. Döndükten sonra 01.01.1997-15.10.1997 tarihleri arasında geçen süre işlemeye başlayacak olan zamanaşımında hesaba katılacaktır.
 
V-ÖRNEKLER[9]
 
Örnek 1: 1993 yılının 10. ayına ait primin, aynı yılın 11. ayının son günü ödenmesi gerekmektedir. Ödenmemesi durumunda 10. aya ait prim 1 Aralık itibariyle muaccel hale gelmiş olur. Ve zamanaşımı süresi 01.12.2003 tarihinde dolmuş olur (3917 sayılı Kanundan önceki dönem için geçerlidir.).
 
Örnek 2: 1998 yılının Ocak ayına ait primin, 1998 yılı Şubat ayı sonuna kadar ödenmesi gerekmektedir. Ödenmemesi durumunda Ocak ayına ait prim 1 Mart itibariyle muaccel hale gelmiş olur. Ve zamanaşımı süresi 01.01.1999 tarihinde başlayıp, 01.01.2003 tarihinde dolmuş olur.
 
Örnek 3: 2004 yılının Haziran ayına ait primin, 2004 yılı Temmuz ayı sonuna kadar ödenmesi gerekmektedir. Ödenmemesi durumunda 01.08.2004 tarihinde muaccel hale gelir. Ve zamanaşımı süresi 01.08.2014 günü sona erer.
 
VI-YHGK’NIN 20.12.2006 T., 2006/21-806 E., 2006/814 K. AÇISINDAN SİGORTA PRİMİNDE ZAMANAŞIMI
 
Bolu İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 26.12.2005 gün ve 2005/206-209 sayılı Kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 03.07.2006 gün ve 2006/2234-7260 sayılı ilamı ile, (…Davacı, davalı Kurum tarafından davacı aleyhine tahakkuk ettirilen 1997/1998 yıllarına ait prim borçlarının zamanaşımına uğradığını bu nedenle Kurum işleminin iptalini istemiştir. İstem, mahkemece zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, bu sonuç usul ve yasaya uygun görülmemiştir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır gerekçesiyle bozularak dosya yerine çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
 
Burada uyuşmazlık; kanun değişikliğinden önce tahakkuk eden prim ve faiz alacakları yönünden uygulanması gereken zamanaşımının, Borçlar Kanununun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı mı, yoksa 6183 sayılı Kanunun 102. maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi mi olacağı noktasında toplanmaktadır. Hemen belirtelim ki, kanunlarda aksine bir düzenleme yer almaması halinde zamanaşımı başlangıcı yönünden “zamanaşımının alacağın muaccel olduğu tarihte başlayacağı…” na ilişkin Borçlar Kanununun 128. maddesi hükmü dikkate alınmalıdır.  Muacceliyet anının belirlenmesi, zamanaşımı başlangıcının ve buna bağlı olarak, somut uyuşmazlıkta uygulanacak yasa hükmünün saptanmasında önem taşımaktadır. Muacceliyet, bir borç ilişkisinde, alacaklının edimi isteyebileceği ve borçlunun da bu isteme uyarak, edimi ifa etmekle yükümlü olduğu anı belirler. Bir başka deyişle, söz konusu anda borç, ifa kabiliyeti kazanır ve alacaklı yine o anda edimi kabul etmekle yükümlü olur. 506 sayılı Kanunun 80. maddesi ile prim borcunun vadesinin belirlenmiş olması karşısında, kurum alacağının anılan tarihte muacceliyet kesbedeceği belirgindir. Yargılamaya konu prim alacağı 1997 ila 1998 devresinde tahakkuk ettirilmiş ve gecikme zammının bu tarih itibariyle başlatılmış olması karşısında, anılan devrede yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanunun 80. maddesi uyarınca, Kurum alacaklarının tahsilinde gözetilecek zamanaşımı süresi 6183 sayılı Kanunun 102. maddesi uyarınca 5 yıl olarak belirlenmelidir. 5198 sayılı Kanunun 11. maddesi ile anılan Yasanın 80. maddesine getirilen düzenlemenin, yürürlük tarihi olan 06.07.2004 tarihinden sonra muaccel olan alacaklara uygulanması gerekmektedir. YHGK’nın 20.09.2006 gün ve 2006/21-546-565 sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir.
 
VII-SONUÇ
 
Sosyal sigorta primleri ile Kurumun diğer alacaklarının tahsili, 506 sayılı Kanunun 80 nci maddesi hükümleri çerçevesinde yerine getirilmektedir. Anılan madde hükmünde yapılan yasal değişiklikler ile bu değişikliklerin yürürlük tarihleri dikkate alınarak muaccel olan alacakların tahsili mümkün olmaktadır. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yukarıdaki kararları da aynı yöndedir. Dolayısıyla, yıllar itibariyle prim ve diğer alacakların tahsilindeki zamanaşımı sürelerinin iyi bilinmesinde yarar vardır. Aşağıdaki tablodan yararlanılarak zamanaşımı süresinin geçirilip geçirilmediği, kanunlarda yapılan değişikliklerin yürürlük tarihleri dikkate alınmak suretiyle görülebilir. Daha açık bir ifade ile, prim ve diğer alacakların (idari para cezaları hariç) muaccel olduğu tarih dikkate alınarak o anda yürürlükteki kanun hükümleri çerçevesinde geçerli olan zamanaşımı süresi uygulanacaktır.
 
 
Yasa Numarası
Yürürlük tarihi ile geçerli olduğu dönem
Zamanaşımı süresi
506
01.02.1965-07.12.1993
10 yıl
3917
08.12.1993-05.08.2003
5 yıl
4958
06.08.2003-23.06.2004
5 yıl
5198
24.06.2004-31.03.2006
10 yıl
5458
01.04.2006-30.06.2007
10 yıl
5510
01.07.2007
10 yıl
 
 
 


[1] Yasada belirlenmiş bazı şartların gerçekleşmesi ve yine yasada gösterilen belirli bir sürenin geçmesi şartıyla ayni bir hakkın kazanılmasıdır.
[2] Belirli bir süre alacağına karşı kayıtsız ve ilgisiz kalmış olan alacaklının yasada saptanan sürenin geçmesi ile
alacağını borçludan isteme ve dava hakkını kaybetmesidir.
[3] 01.12.1993 tarihinde kabul edilerek 08.12.1993 tarihli 21782 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup, aynı
gün yürürlüğe girmiştir.
[4] 29.07.2003 tarihinde kabul edilerek 06.08.2003 tarihli 25191 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup, aynı
gün yürürlüğe girmiştir.
[5] 24.06.2004 tarihinde kabul edilerek 06.07.2004 tarihli 25514 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup, aynı
gün yürürlüğe girmiştir.
[6]  22.02.2006 tarihinde kabul edilerek, 04.03.2006 tarih ve 26098 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup,
01.04.2006 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
[7] 31.05.2006 tarihinde kabul edilerek, 16.06.2006 tarih ve 26200 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup,
01.01.2007 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmüşken, 5565 sayılı Yasa ile yürürlüğü 01.07.2007 tarihi olarak
hüküm altına alınmıştır (İkinci bir erteleme olmadığı takdirde).
[8] Yrg.10.HD.,23.12.1997 T., 1997/8336 E., 1997/9155
[9] TEZEL Ali-ÖZKAN Erkan, Asgari İşçilik Uygulaması, Yaklaşım Yayıncılık, Eylül 2004
 
 
Detaylı Arama  
 
 
Ücretsiz üyelik
Şifremi Unuttum
e-mail
USD 2,2258
Euro 2,7717
   
  Facebook   Twitter Copyright ® 2013 Esenlik Yeminli Mali Müşavirlik Ltd. Şti. Web Tasarımı